İzmir Büyükşehir Belediyesi resmi facebook hesabı İzmir Büyükşehir Belediyesi resmi twitter hesabı İzmir Büyükşehir Belediyesi resmi instagram hesabı İzmir Büyükşehir Belediyesi Rss
İzmir Büyükşehir Belediyesi Resmi Logosu
Kapat

Sağ Menü

hava durumu ikonu

İzmir Belediye Tarihçesi Sayfası

Sol Menü

Sayfa İçeriği

XIX. Yüzyılda İzmir Belediyesi’nin Kuruluşu
Osmanlı İmparatorluğu’nda yerel yönetimlerin doğuşu genel olarak 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra gerçekleşmiştir. Tanzimat ve Meşrutiyet reformlarının sınırlarını çizmiş olduğu Osmanlı modernleşmesi ve bu modernleşme projesinin yereldeki en önemli adımlarından birisi olan belediye örgütlenmeleri öncelikli olarak imparatorluğun İstanbul, İzmir, Selanik gibi liman kentlerinde ortaya çıktı.
Bu kentlerin imparatorluğun önemli bir ticaret merkezi olmalarının yanı sıra, içlerinde barındırdıkları çok kültürlü sosyal doku belediye örgütlenmelerinin ilk kez bu kentlerde filizlenmesine neden oldu.

Belediye kavramı, 1826 yılında şehirlerin idari ve mali açıdan yönetiminlerine ilişkin çözüm arayışlarına örnek olarak İhtisap Nezareti deneyimiyle başlayan uygulama 1854 şehremaneti kurulması ve  Tanzimat'la başlayan modernleşme sürecine denk gelir. 

1865 yılında çıkarılan nizamnayle on dört belediye dairesine ayrılan İstanbul'da sadece 6.Daire'nin çalışmaları belediye örgütlenmesine örnek oluştursa da, Osmanlı vilayetlerinde belediye örgütlenmesine ilişkin  ilk uygulamanın Midhat Paşa yönetimindeki Tuna Vilayeti için çıkarılmış 1871 tarihli vilayet nizamnamesi ile  görülür. 

1877'de Meclis- i Mebusan'ın çıkardığı Dersaadet ve Vilayat Belediye kanunları, çeşitli eklerle araya giren Balkan ve 1.Dünya Savaşlarının yarattığı işgal ortamıyla 1930 yılına kadar yürürlüğünü korur. Osmanlı Devleti'nde kanunların belediyeye yüklediği görevler temel hizmet, temizlik ve kentsel düzenlemelere ilişkindi.


1877 tarihli “Vilayetler Belediye Kanunu” Osmanlı Devleti’nde Belediyecilikle ilgili ilk hukuksal düzenleme olmasına rağmen, Türkiye’de kentsel hizmet kurumu olarak belediye örgütlenmelerinin tarihini 19.yüzyılın ikinci yarısına kadar götürmek olasıdır. Yukarıda da belirtildiği gibi Sanayi Devrimi sonrasında genişleyen Avrupa iktisadi yayılımı; 19.yüzyılda İzmir, Selanik ve İstanbul gibi Osmanlı liman kentlerini batıya açık bir pazar haline dönüştürmekle kalmamış, aynı zamanda bu kentlerde ulaşımdan haberleşmeye varıncaya değin kentsel alt-yapı hizmetlerinin de devreye girmesine neden olmuştur. Osmanlı limanlarında ticaret yapan yabancılar, Osmanlı kentlerinin alt yapı hizmetlerinin yetersizliğini sürekli gündeme getiriyorlardı.

Nitekim İstanbul’dan sonra İzmir’de de bir belediye biriminin oluşturulması yolunda ilk girişimler İzmir ve hinterlandında ticari etkinliklerini sürdüren yabancı tüccarlar, konsolosluklar ve Levanten aile şirketlerinden gelmişti.

Belediye kavramı, 1826 yılında şehirlerin idari ve mali açıdan yönetiminlerine ilişkin çözüm arayışlarına örnek olarak İhtisap Nezareti deneyimiyle başlayan uygulama 1854 şehremaneti kurulması ve  Tanzimat'la başlayan modernleşme sürecine denk gelir.  1865 yılında çıkarılan nizamnayle on dört belediye dairesine ayrılan İstanbul'da sadece 6.Daire'nin çalışmaları belediye örgütlenmesine örnek oluştursa da, Osmanlı vilayetlerinde belediye örgütlenmesine ilişkin  ilk uygulamanın Midhat Paşa yönetimindeki Tuna Vilayeti için çıkarılmış 1871 tarihli vilayet nizamnamesi ile  görülür.  1877'de Meclis- i Mebusan'ın çıkardığı Dersaadet ve Vilayat Belediye kanunları, çeşitli eklerle araya giren Balkan ve 1.Dünya Savaşlarının yarattığı işgal ortamıyla 1930 yılına kadar yürürlüğünü korur. Osmanlı Devleti'nde kanunların belediyeye yüklediği görevler temel hizmet, temizlik ve kentsel düzenlemelere ilişkindi.

İstanbul’da bulunan Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde ki bir belgede Osmanlı Devleti’nin 25 Kasım 1867’de İzmir’de bir belediye dairesi kurulmasına izin verdiği anlaşılmaktadır.
Söz konusu belgede yabancı tüccar ve sermaye sahiplerinin de Belediye Meclisi’nde temsil edilmeleri gerektiği konusunda bir vurguya da yer verilmiştir. Bu gelişmeler ışığında İzmir’de belediyenin resmen kuruluş süreci 25 Kasım 1867 tarihinden itibaren başlamış, 1868 yılında ise gerekli düzenlemelerin yapılmasıyla İzmir Belediyesi çalışmalarına başlamıştır. Nitekim 31 Aralık 1867 tarihli Ruzname-yi Ceride-yi Havadis adlı gazetede bu gelişme şu satırlarla haber edilmiştir. “Belediye dairesinin kurulmasının gözle görülür faydaları olduğunun herkesçe kabul edilmiş olmasından dolayı İzmir’de de böyle bir dairenin kurulmasına dair padişahın izin verdiğini haber aldık”
 
İzmir’in Belediye Olmasına Dair Belge
 
 
İstanbul’da Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk beledi örgütlenmesi olarak kurulan ve Paris Belediyesi örnek alınarak oluşturulan Altıncı Daire-i Belediye’den sonra İzmir’de ticaret yapan Levanten aile şirketleri ve çok sayıda konsolosluk İzmir’de de İstanbul’dakine benzer bir belediye dairesinin kurulması gerektiği konusunda taleplerini 1860’ların başından itibaren dillendirmeye başladılar.

Bu gelişmeler ışığında başta da belirtildiği gibi İzmir Belediyesi’nin İstanbul’daki Altıncı Daire-i Belediye’den sonra 1867 yılı 25 Kasım’ında kuruluş çalışmalarına başlamış ve 1868 yılından itibaren resmen çalışmalarına başlamıştır.

İzmir’in 140 yıllık yerel yönetim geleneği içinde hizmetleriyle bu kentin çağdaş ve modern bir kent olarak gelişmesine öncülük etmiş çok önemli belediye başkanları vardır. Denilebilir ki, bazı belediye başkanları kurumsal olarak belediyenin de önüne geçerek İzmir yerel tarihi içinde önemli bir yer teşkil etmişlerdir.

1868’lerden Cumhuriyet dönemine kadar uzanan gelişmelerde İzmir belediyesinde görev yapan belediye başkanları gerçekleştirmiş oldukları altyapı hizmetleriyle İzmir’i batılı modern bir kent havasına büründürmüşlerdir. Elimizdeki kaynaklar İzmir’in ilk belediye başkanının kim olduğunu tam olarak bize göstermese de Hüseyin Rıfat’ın Ticaret Rehberi’nde İzmir’in ilk belediye başkanları arasında Süleyman Bey isminde birinden zikredildiği bilinmektedir. Bütün bunlarla birlikte kaynakların saptayabildiği ilk belediye başkanı 1875’te İzmir Belediye Reisi olan Yenişehirlizade Ahmet Efendi’dir.
 
 
Yenişehirlizade Ahmet Efendi
 
.İzmir'de belediyenin ilk kuruluşunda da Altıncı Daire - i Belediye Nizamnamesi esas alınmış; İzmir'in 19.yy'da batılı devletlerle artan ticari hacmine koşut gelişme ve dönüşüm içine girmesiyle başlayan fiziki değişimlerin de zorunluluğuyla; 1867 'de Aydın Vilayeti valisi Mehmet Sabri Paşa'nın İzmir Belediyesi'ne özel bir nizamname hazırlanması  önerisi gelişmişti.  Çabaların sonunda  1 Temmuz 1968 günü gerçekleşen toplantıda İzmir'de belediye meclisinin kurulmuş olduğu belirtilir. Müslüman ve müslüman olmayan tebaadan oluşan belediye heyetinin kent yönetimine ilişkin bir varlık gösterememesi ve işlevsiz kalması üzerine 1872 yılına gelindiğinde Süleyman Bey adında birisi anılsa da; önce Yenişehirlizade Hacı Ahmet Efendi, ardından Evliyazade Hacı Ahmet Efendinin belediye riyasetliği yaptığı bilinmektedir. 

Tarih araştırmacıları, Belediye Kanunu'nun çıktığı 1877 yılına dek geçen sürede İzmir Belediye Meclisi'nin bir varlık gösteremediğini, 1880 tarihli salnamede kentin etnik  / dinsel yapısını ortaya çıkaran iki belediye dairesinin ve iki ayrı reis ve heyetin bulunduğuna işaret eder.  Birinci belediye dairesi kentin Türk ve musevi nüfusunun yoğunlaştığı bölgelere, ikinci daire ise  levanten, Ermeni, yabancıların yaşadığı Birinci Kordon'dan Punta'ya uzanan liman bölgesine hizmet vermekteydi. İki daire belediyenin yaşadığı mali bunalımın da etkisiyle 1889'da birleşmiştir.  1878'de Vali Halil Rıfat Paşa'nın öncülüğünde İzmir imari ve hizmet açısından bir değişime uğrarken; belediye yönetiminde tasfiyelerin ve  seçimlerin görüldüğü bir dönem yaşamış, İzmir Valileri Abdurrahman Paşa, Hasan Fehmi ve Kamil Paşalar döneminde belediyenin durumu belirginleşmiştir.
 
         
  İzmir'de belediye binasının açılışı

1895'te Evliyazade Hacı Mehmet'in istifası üzerine vekaleten atanan Eşref Paşa döneminde belediye örgütsel olarak gelişti.

Meşrutiyetinin ilanının ardından Temmuz 1909 seçimlerinde belediye reisi olan  Uşakizade Muammer Bey'in çalışmaları övgüye değer bulunmuştur. Kazım Paşa'nın kısa süren görevinin ardından Aydın Valiliği'ne atanan Mahmut Muhtar Paşa yeni caddelerin açılması, belediye hizmet alanlarının (Buca gibi) yeni dairelere bölünmesi fikirleri nedeniyle belediye meclisiyle çatıştı.  Süreç, Muammer Bey'in azledilmesi, istifa etmesi ve Ali Nazım Bey'in reisliğine dek uzandı.  

1895 yılında kurulan İzmir Suları Anonim Şirketi  1898 Eylül'ünde belli noktalara ve halk çeşmelerine su vermeye başladı. Ancak şebekenin yaygınlaştırılamasına ilişkin su sorunu Cumhuriyet dönemine kadar sürmüştür. 

Ali Nazım Bey'in yönetimindeki belediyenin valiliğin eliyle oluşturulması ve hizmet aksaklıkları 1911'e ulaştığında belediye seçimleri yeni kamplaşmaları göz önüne serdi.  Teamüllere uymayan bir yaklaşımla en az oyu alan Dr.Taşlızade Edhem belediye başkanı olarak atandı.

Dr. Taşlızade Edhem başkanlığındaki yeni belediye heyeti şehri belediye mıntıkalarına ayırdı,  zabıta talimatnamesi İstanbul'dan sonra İzmir için de kabul edildi.  

Balkanlar'da başlayan karışık süreçin getirdiği siyasi çekişmeler belediye başkanının görevden alınıp, 1913 yılında Aydın Valiliği'ne atanan Nazım Paşa'nın yeni belediye seçiminde Kantarağası Ali Bey'in yerine Evliyazade Refik Bey'i atamasına dek  ulaştı. 

Bu dönemlerde İzmir Belediyesi'nin elde ettiği gelir ve yürüttüğü hizmetlerin son derece sınırlı olduğu, Eşref Paşa'nın dar gelir olanaklarını genişleterek hizmet vermeye çalıştığı bilinmektedir. 
 

             Yangından sonra Birinci Kordon 

1914 yılında İttihat ve Terakki yönetiminin etkili ismi Rahmi Bey'in Aydın Valisi Nazım Paşa'nın yerine hizmet verdiği 1913 - 1918 İzmir'deki görev dönemi istikrar ortamını getirir. 

1.Dünya Savaşı'nın Osmanlı Devleti aleyhinde bitmesi ve Mondros Mütarekesi ile, İttihat ve Terakki Partisi fesih olmuş, savaş süresince İzmir Valiliği görevini yürüten Rahmi Bey görevden alınmış; reis Evliyazade Refik Bey istifa etmiş, yerine Nakibzade Cemal Bey atanmıştır. 

1919 yılına erişildiğinde belediye seçimlerinde etnik çoğunluğu kanıtlama çabası görülür. Osmanzade Hacı Hasan Paşa'nın Şubat 1919'da başlayan belediye reisliği, şehre hakim siyasi ve toplumsal çalkantılar ve üstüne Yunan işgaliyle birlikte hizmetlerin verilemediği bir dönemdir. Sevr Anlaşması'yla birlikte işgal kuvvetleri yüksek komiserliği işgal sırasında başlattığı yapılanmayı belediye yönetiminde yapısal değişikliğe gitmeden vilayete yaymıştır. 

İşgal döneminde Eşrefpaşa Zührevi Hastalıkları Hastanesi kapatılmış, doktor ve yöneticilerinin görevlerine son verilmiş; hastane ayakta hasta bakılan bir dispanser olmuş, Gureba Hastanesi'nin (halen Konak'taki Devlet Hastanesi) yatak sayısı azaltılmış; dönemin belediye başkanı Hacı Hasan Paşa işgal yönetimiyle iyi geçinerek maaş artışı almış; 30 Ağustos Zaferi'nin ardından Türkler7in İzmir'e ilerlediğini duyunca körfez vapuruyla Güzelyalı'daki evinden Midilli'ye kaçmıştır. 

İşgalden sonra geçici olarak görev yapan Vali Abdülhalik Bey ve görevi sırasında oluşturulan belediye meclisi gizli oyla Şükrü Kaya'yı belediye başkanı seçmiş; milletvekili oluşuyla görevi kısa sürmesi nedeniyle,  bir kez daha Evliyazade Refik başkan olarak görev yapmıştır.  

1923 yılı Cumhuriyet dönemi ile başlayan uygarlık yolunda somut adım atabilme çalışmalarında belediyelere büyük görev düşmüştür.

1924'te belediye meclis yapısını yenilemek için yapılan seçimde Halk Fırkası adayları meclisi oluşturmuş, Uşakizade Muammer Bey yeniden İzmir Belediye Reisi olmuştu. Kokaryalı'da sinemada çıkan yangın belediye yönetimindeki çatışmaları su yüzüne çıkarmış Uşakizade Muammer Bey sağlığını öne sürerek istifa etmiş;  8 Aralık'ta meclis üyesi de olan eski vali Aziz Akyürek belediye reisi seçilmiştir. 

1922 yangının getirdiği zorluklar ve ihtiyaçlar büyürken Şeyh Sait ayaklanmasının ardından gelen Takrir - i Sükun Kanunu İzmir Belediyesi'ne bir nebze istikrar getirmiştir. 
1922 yangınını geçiren belediye Uşakidaze Muammer Bey döneminde gerekli donanım alınarak itfaiye kadrosu 40 kişi yükseltilmişti. 

1925 -  1930 yılları arasında İzmir'de iki belediye seçimi daha yaşanmış, Aziz Bey'in ardından Dr. Hulusi Alataş,  Sezai Söker bey görev yapmış; kanunun da etkisiyle basın belediyeye yönelik eleştirel tavırdan kaçınmıştır.

Aziz Akyürek döneminde;  belediyede düzenli çalışma koşulları belirlendi; Hoizler Şirketi kanalizasyon planı yaptı, Türk şirketi aracılığıyla mezhaba kuruldu, elektrikli tramvay işletmesi gerçekleştirildi, Darağaç'ta elektrik fabrikası hizmete girdi.

1930 yılında 1580 sayılı Belediyeler Kanunu belediyelerin hizmet alanını genişletti ve görevlerini ayrıntılı biçimde tanımladı. Yeni kanunla belediye meclisinin seçimi ve belediye başkanı Sezai Söker oldu. İktisadi buhran etkisiyle düşen belediye gelirleri, sel felaketi Sezai Bey için zor bir dönem oldu, istifa etti ve yerine 1931'de Behçet Salih (Uz) seçildi. 
Seçildiği dönemde iflas halinde olduğu bilinen İzmir Belediyesi 1922 - 1930 döneminde bir tek Gazi Bulvarı'nı yapabilmişti.1930 'lu yıllarda İzmir Belediyesi; inşaat işlerinde cadde açmak, yolları kaplamak ve kanalizasyon çalışmalarına öncelik vermişti.

Yangın sahasının imarına ilişkin plan,  İzmir Belediye Meclisi'nin kabul ve Vilayet İdare Meclisi'nin onayıyla Ağustos 1925'te yürürlüğe girdi. 1930 yılına dek  İzmir'de canlı bir inşaat sektörü oluştu. 1932'de yürürlüğe konulmuş plan (Danger - Prost) uygulamadan büyük ölçüde ortadan kalkmıştı. Plana uygun tek yapılaşma Cumhuriyet Meydanı düzenlemesi olmuştur.

1928 - 1930 yıllarının tüm dünyada olduğu gibi İzmir Belediyesi'nde de bütçe sorunları nedeniyle talihsiz yıllar olduğu, İş Bankası borcunun Behçet Uz ve Şükrü Kaya çalışmasıyla bir kısmının 1939, Hazine bölümünün ise 1944'te sonlanabildiği raporlanmaktadır.
Üç kez üst üste belediye reisi seçilen ve 10 yıl boyunca görev yapan Behçet Uz milletvekili seçildiği dönemde arkasında sorunları büyük ölçüde giderilmiş bir İzmir bırakmış, Rene Danger planı çerçevesinde olmasa da yangın yeri imar edilmiş, mali yapı düzelmiş, bir kısım bataklık kurutulmuş, mezarlıklar düzeltilerek yeşil alanlar genişletilmiş ve kente Suat Yurdkoru'nun önerisiyle Kültürpark kazandırılmıştı.

1930 'lu yıllarda İzmir Belediyesi; inşaat işlerinde cadde açmak, yolları kaplamak ve kanalizasyon çalışmalarına öncelik vermişti. Yolların ağaçlandırılması, eski mezarlıkların parklar dönüştürülmesi, Bahribaba Parkı ağaçlandırılması, Halkapınar Şehitler etrafı küçük bir bahçe, Cumhuriyet Meydanı ve, 1929'da İtalya'ya sipariş edilen Gazi Anıtı açılışı gerçekleştirilmiştir. 

2. Dünya Savaşı başladığında itfaiye sivil savunma çalışmalarına ağırlık verse de 1929 - 1946 yıllarında istatistiki verilerde itfaiye ekiplerinin başarısından, mali düzenden söz edilir. 
1939 - 1945  döneminde İzmir Belediyesi bütçede açık vermemekle birlikte imar faaliyetlerini en aza indirmişti.

1938 tarihli beş yıllık çalışma planında yer alan bataklıkarın kurutulması; 46'dan itibaren İzmir'i sıtma mücadele alanına  itmiş;  Hıfsızsıhha Kanunu ile birlikte Behçet Uz ile hızlanan sıhhi denetimler 1985 yılına ulaşan Sıhhi Zabıta Talimatnamesi ile işlevsel hale gelmiştir.

1913 yılında suların şehre getirilmesini sağlayan künklerle başlayan su hizmetleri 1941'de 24 bin metrelik şebekeye ulaşmıştı. 1944'te imtiyazlı su şirketinin satın alınarak belediye devriyle ortak bir idare kurulmuş, mezbaha, havazagı, otobüs işletmeleri  mülhak bütçeli idareler şeklinde yönetilmiştir.  Bu idareler 1945'te Eshot olarak tek çatı altında elektrik, su, havagazı, otobüs ve tramvay hizmetleri olarak işlerlik kazamıştır. 

İktisat Vekaleti'nin yürüttüğü fuar idaresi ise Kültürpark ve Turizm Müdüriyeti, İzmir Enternasyonel Fuarı adıyla İzmir Belediyesi'ne 1940 'ta geçmiştir. 

1941 - 49 döneminde Reşat Leblebicioğlu ve kısa bir dönem Hulusi Selek görev yapmıştı.

1950- 1960 yıllarında tek seçim yapılmasına rağmen İzmir belediye başkanlığı Rauf Onursal, Selahattin Akçiçek, Enver Dündar Başar ve Faruk Tunca, Sefa Poyraz, Enver Saatçigil ile devam etmiştir. Vali muavinliğinden belediye başkanlığına gelen Rebi Başol, gecekondulara tapu verilmesi, hizmet götürülmesi, ulaşım ücretlerinin düşürülmesi gibi uygulamalarıyla dikkat çekti. 

1950'den itibaren DP döneminin hakim şehircilik anlayışı ile belediyeleri popülist eğilimlere duyarlı uygulamalara yönlendirdi.  Rauf Onursal'ın 1951'de ilk olarak dile getirdiği,  Le Courbisier'in de aralarında olduğu mimarlar ile yapılan görüşmelerde bir kaç kez oluşturan ve tadilata uğrayan imar planı düzenlemeleri kapsamında başta Konak sitesini içeren düzenlemeler kapsamında Sarı Kışla'nın yıkımı da 1959 - 60  yıllarında tamamlandı. Önceliğin yol çalışmalarına verildiği, Varyant Yolu'nun 1952'de ulaşıma açıldığı bir dönem oldu. 
 

Naldöken, Karşıyaka'yı çevreleyen alanlar, gerideki vadiler  1960'lardan itibaren gecekondu alanı haline geldi. Gazi ve Fevzipaşa Bulvarı'ndaki araba tamirhaneleri, hurda demir ticarethaneleri 1960 askeri müdahele döneminde vali ve belediye başkanı olan Burhanettin Uluç tarafından kaldırıldı, gecekondu denetimleri artırıldı. 1963'te başkanlığa atanan Rebi Başol da gecekondulara ılımlı yaklaştı. 

1963'te ilk kez belediye seçimlerinin yapılacağı duyuruldu ve seçimi Osman Kibar kazandı. 1963 - 1973 yıllarında görev yapan Osman Kibar, sokak ve caddelerin asfaltlanması için uğraştı. 73 seçimleri geldiğinde kentte gecekondular iyice arttı. Bu seçim dönemiyle belediyelerin yoğun şekilde politikleşmesini de getirdi. 

1972'de İzmir'de 12 belediye bulunuyordu.

İzmir'de içme suyu kıtlığının Osman Kibar'a seçimi kaybettirdiği ifade edilir. 1960'larda başlayan su sıkıntısı Emiralem,Halkapınar, Bornova Çimentaş, Menemen kaynaklarının temini çalışmalarıyla giderilmeye çalışılmıştı.


1973 - 1980 yıllarında görev yapan İhsan Alyanak ve diğer kent belediyeleri demokratik, katılımcı, üretici, düzenleyici, yönlendirici, birlikçi, özerk belediye anlaşıyla  çalışmalarına yön verdi. Bir önceki belediye başkanı  Osman Kibar dönemi projeleri uygulamaya devam etti. 

Aynı zamanlarda kentte başlayan trafik sorununun çözümü için 69 -74 ve 1980'lerde ulaşım planlamaları kapsamında yol açma, istimlak ve yıkım çalışmalarından Kemeraltı da nasibini almak üzereydi. Konak'ta iki, Bayramyeri'nde üst geçitlerin yapımı, dolmuş ve otobüsler için Konak'ta deniz dolgusu yapılarak depolama alanı elde edilmesi, sosyal ve politik ihtiyaçların ortaya çıkardığı Tanzim Satışlar, sosyal konut inşaatları, gecekonduların tapu elde etmesi dönemin çalışmalarıdır. 

12 Eylül darbesi ile 12 Eylül'de Ege Ordusu Sıkıyönetim Komutanlığı'nca belediye başkanlığına getirilen Eshot müdürü Cahit Günay dönemi boyunca; kentin ana caddelerine yayılmış büfeler,  sahil yolundan Bostanlı'ya uzanan gazino, lunapark ve kafeteryalar yıkılmış,  Mustafa Kemal Sahil Bulvarı inşaatı başlamış, tanzim satışlar artırılmış, 1981'de başlayan metropoliten uygulamasıyla çevre belediye ve köyler İzmir'e bağlanmış, İzmir Büyük İçme Suyu Projesi'ndeki çalışmaların yüzde 80'i bitmiş, Konak Vapur İskelesi'nin yapımı başlamış, imar yönetmeliği çıkarmış, kurum hali hazırdaki binasının tamamlanmasıyla hızlıca yerine kavuşmuştur. 
Cahit Günay'ın 1983'te (askeri yönetimle geçinemediği yönündeki görüşler bulunur) istifası üzerine yerine Ceyhan Demir atanır. 

1984'te 195 sayılı KHK ile İstanbul, İzmir ve Ankara  büyük şehir,  büyük şehir sınırları içinde kalan ilçelerde de merkez ilçe belediyelerinin  kurulması kararlaştırıldı. Aynı yıl 3030 sayılı yasa ile Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun yasalaştı ve görev tanımları açığa kavuşturuldu.

25 Mart 1984 yerel seçimlerinde Burhan Özfatura anakent belediye başkanı seçildi. 1985'te yürürlüğe giren 3194 sayılı İmar Kanunu üzerine İzmir İmar Yönetmeliği kabul edildi. İzmir bütünü nazım imar planı revizyon çalışmaları yapılarak, sabit ve dar gelirlilere toplu konut alanları açılmış, altyapı hizmetlerinin koordinasyonu için Aykome,  ulaşım için Ukome kurulmuştur. Enver Saatçigil döneminde dile getirilen, körfezi kirlilikten kurtaracak Büyük Kanal Projesi, Melez projeleri, Işıkkent, Gökdere alanlarına ilişkin projeler,  sinyalizasyon sistemi, köprülü kavşak ve çok katlı otoparkların yapımı, ulaşım master planı, çöp döküm alanlarının düzenlenmesi, cam kumbaralarının konulması, enfekte hastane atıkları kontrol yönetmeliğinin uygulanması; Bostanlı  - Alaybey arasının rekreasyon alanı haline gelmesi, spor tesisi yapımı gibi projeleri hayata geçirildi. 

Mart 1989 seçimlerinde  Özfatura yerini Yüksel Çakmur'a bıraktı. Döneminde işportacılık sorununun üzerine gidildi, kamu ulaşımının modern ve denetlenebilir olması, meclisi halka açması, halk otobüsleri ve minibüslerin kaldırılması, EXPO aday şehirliği, İZSU bilgi işlem altyapısına başlanması, hafif raylı sistem 1.aşama çalışmaları,  İzmir metrosunun temelinin atılması, ömrü tamamlanan gübre fabrikası kapatılması  mezbaha yerine et entegre tesisleri temelinin atılması, Konak Meydanı'nda son durak yapan otobüslerin kaldırılması, akıllı kart projesi, kent içi sokaklarda yayalaştırma çalışmaları, bilgisayarlı sinyalizasyon sistemi kurulması gibi iyi uygulamaların yanında;  Galleria, Karşıyaka çok katlı otopark inşaatı ve kazıklı yol projeleri ile tepki de toplamıştı. 

1994 - 1999 yıllarında Burhan Özfatura ikinci kez görev yaptı. İlk döneminde başlattığı ancak tamamlayamadığı, Yüksel Çakmur dönemindeki projeleri de tamamlayan Özfatura,  toplu konut projeleri,  Büyük Kanal Projesi, raylı sistem, imar planı çalışmalarını gerçekleştirdi. 

1999 yerel seçimlerinin galibi Ahmet Piriştina; Alsancak Limanı Turan arası kentsel tasarım yarışması ve liman bölgesi nazım imar planı, yeni imar yönetmeliği, e - belediye hazırlıkları, fotogrametrik sayısal harita yapımı,  proje revizyonunun ardından Büyük Kanal'da çalışmaların büyük bölümünün tamamlanması, Meles Deltası'ndan yapılan uygulama, körfez kıyı şeridi düzenlemesi, su baskınlarını önleme,  deprem  senaryosu, su kaynaklarını koruma, yeşillendirme, deniz ulaşımının geliştirilmesi, ulaşımda dönüşüm ve ulaşım bütünlüğü için uygulamalar, metro sisteminin sürdürülmesi, kültür mekanları, başta Cumhuriyet Meydanı olmak üzere tarihsel doku ve çevre düzenlemeleriyle, ikinci dönem göreve seçilmesinin  çok kısa bir süre geçirdiği kalp krizinin ardından yaşama veda etmesine karşın halen adından söz ettirmeye devam ediyor.

2004 - 2009  yılları için tekrar başkan seçilen Ahmet Piriştina'nın vefatının ardından dönemin valisi 1580 sayılı kanunun 93.md gereğince İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nin başkan seçmek üzere toplantıya çağırmış; iki turda gerçekleşen oylamada Aziz Kocaoğlu seçilmişti. Görevinin sürdüğü 2018 yılına dek; 14 yıllık görev süresi boyunca önceki dönem projelerini tamamlarken; yeni fuar alanı, metro,  tramvay, Sasalı Doğal Yaşam Parkı, kültür çalıştayı; Akdeniz Akademisi, Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nin tamamlanması, akıllı trafik sistemleri, rekreasyon alanları, Buca Sosyal Yaşam Parkı, modern buz pisti, otoparklar, çok amaçlı salonlar, Balçova Teleferik'in yenilenmesi, Havagazı Fabrikası'nın yaşama katılması, Yarımada, Gediz Bakırçay Havzası kalkınma planları, yerel üretici kooperatiflerinin desteklenmesi, okul sütü projesi, tarımsal destek faaliyetleri, tramvayın ulaşım sistemine katılması,  hastanenin yenilenmesi, opera binası projesi gibi çalışmaların yanı sıra  engelli ve sosyal  hizmet konularına önem verildi.

2012 yılında yürürlüğe giren 6360 sayılı yasa ile büyükşehir belediyeleri bütünşehir kavramı ile idari, mali, siyasi ve imar düzenlemeleri bakımından yapısal değişikliklere uğradı ve yeniden yapılanma süreçleri gündeme geldi. Birçok konuda hazırlanan stratejik planlar doğrultusunda, büyükşehir bütünü çevre düzeni planı,  bölge nazım imar planı, kentsel dönüşüm, gelişim ve yenileme projeleri, kıyı şeridi yenileme, kent meydanları,  kent bilgi sistemleri, körfez rehabilitasyon projesi, arıtma tesisleri, mezhabaların modernizasyonu, bisiklet yollarının açılması, vapurların yenilenmesi, metro ve banliyö sisteminin geliştirilmeye devam edilmesi, semt ve ilçe terminallerinin yapımı da gerçekleşti. 
 
2019 yerel seçimlerinde Aziz Kocaoğlu görevini Mustafa Tunç Soyer'e bıraktı.

Kaynak: Erkan Serçe -  150.Yılında İzmir Belediyesi Tarihi 1867 - 2017 Cilt I -II /Apikam Yayını