İzmir Büyükşehir Belediyesi resmi facebook hesabı İzmir Büyükşehir Belediyesi resmi twitter hesabı İzmir Büyükşehir Belediyesi resmi instagram hesabı İzmir Büyükşehir Belediyesi Rss
İzmir Büyükşehir Belediyesi Resmi Logosu
Kapat

Sağ Menü

30° hava durumu ikonu

Sayfası

Sayfa İçeriği

10
Eylül

“Hem korumaya hem yaşatmaya çalışıyoruz”

TÜMÜ PAYLAŞ

İzmir’in ev sahipliğinde düzenlenen UCLG Kültür Zirvesi kapsamında “Kamusal Alanlar, Kentsel Planlama ve Tasarım” başlıklı oturumda konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Buğra Gökçe, “8 bin 500 yıllık geçmişi olan kentte tarihi yapıları hem korumaya hem yaşatmaya çalışıyoruz” dedi. Gökçe ayrıca Büyükşehir Belediyesi’nin vizyonundan örnekler sundu. 

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliği yaptığı Dünya Belediyeler Birliği (UCLG) Kültür Zirvesi kapsamında Kültürpark 4 Nolu Hol’de “Kamusal Alanlar, Kentsel Planlama ve Tasarım” başlıklı oturum düzenlendi. Oturumda konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Buğra Gökçe,  “Katılımcı olarak kültür politikalarımızı tüm aktörlerle şekillendiriyoruz. 8 bin 500 yıllık geçmişi olan kentte tarihi yapıları hem korumaya hem yaşatmaya çalışıyoruz” dedi.

Oturumu Valensiya Üniversitesi Öğretim Üyesi Ricardo Klein yönetti. İnsanlara yeni fırsatların yaratılmasına vurgu yapan Klein, kentsel planlamanın eşitsizliklerin ve çeşitli engellerin aşılabilmesinde faydalı olduğunu söyledi. Kentsel planlama, yenilikçi tasarımlar geleceğin şehirleri için önemli. Sürdürülebilir şehirler bizim için önemli bir başlık. Fikir alışverişi ve özgürlük için bizim açımızdan önemli bir konu” diye konuştu.  

Oturumun açılış konuşmasını ise UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’ndan Denise Bax yaptı. Bax, “Kamusal alanlar kentsel planlama ve tasarımla ilgili konuşmak benim farklı deneyimleri sizinle paylaşmamı sağlıyor. UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı 246 şehri birbirine bağlıyor. Her bir şehrin COVİD-19 sürecinde kendi önlemlerini almış olduğunu belirtmek isterim” ifadelerini kullandı. 

İzmir’deki vizyonu örneklerle anlattı
Dr. Buğra Gökçe İzmir’in kamusal alanlar, kentsel planlama ve tasarım yaklaşımlarını örneklerle açıklayarak stratejiler ve projelere ilişkin sunum yaptı.  Sunumda kültürün ekonomik, sosyal ve çevresel unsurlarıyla sürdürülebilir kalkınmada da önemli bir rol oynadığının altını çizen Gökçe, sürdürülebilir kalkınma yaklaşımına ayrı bir parantez açtı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin stratejilerinin, kamusal alan ve kentsel planlama projelerinin bu doğrultuda yürütüldüğünü belirten Gökçe, kent kültürünün, kültürel miras öğelerinin ve çevresel varlıklarının entegre bir yaklaşımla sürdürülebilir kalkınma doğrultusunda bütüncül bir şekilde ele alındığı vurguladı. Gökçe, “Kültüre yönelik stratejimizin temel 2 bileşeni var. Kültür; İzmir’in sürdürülebilir kalkınmasında en önemli bileşen. Yaratıcılık, katılımcılık, COVİD sonrasında dirençlilik de öne çıkıyor. Dirençli bir kentin ne kadar önem kazandığını İzmir’in COVİD dışında deprem, sel, yangın, tsunami felaketlerinde bir kez daha gördük. Kültürel ekonomik ve çevresel unsurlarıyla kültürün sosyal kalkınmada da önemli rol oynadığını düşünüyoruz. Katılımcı olarak kültür politikalarımızı tüm aktörlerle şekillendiriyoruz. 8 bin 500 yıllık geçmişi olan kentte tarihi yapıları hem korumaya hem yaşatmaya çalışıyoruz. İzmir; Bergama ve Efes gibi 2 antik kente sahip bir hazine. Tarihi Kemeraltı ve Gediz Deltası’yla birlikte tarihi mirasa sahip olduğumuzu da belirtmek isterim. İzmir Büyükşehir Belediyesi, bir yandan da restorasyon projelerini hayata geçiriyor” dedi. 

Gökçe, eşitlik vurgusu yaparken, kültürel hakların herkes için ulaşılabilir olması gerektiğine dikkat çekti. Dezavantajlı grupların da ulaşabilmesi için bir dizi çalışmalar yapıldığını aktaran Gökçe, entegre çalışmalarının sürdürüldüğünü ifade etti. İzmir Tarih Projesi ile İzmirdeniz Projesi’ni örnek gösteren Gökçe, “İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in ortaya koyduğu vizyona değindi ve Cittaslow başlığı altında yürütülen yeşil şehir eylem planı, yavaşlama ve kimlik, dirençli kent, iyi yönetişim, yavaş mahalle çalışmaların odak noktası olduğunu aktardı” diye konuştu. 

 “Çoklu kimliklerin üzerinde odaklandık”
Medellin Kültürden Sorumlu Meclis Üyesi Alvaro Narvaez Diaz, “Biz Latin Amerika’nın en barışçıl kentiyiz. Ama geçmiş yıllarda en şiddetli kentiydi. Şiddete hayır dedik. Bunu yaparken de çoklu kimliklerin geliştirilmesi üzerinde odaklandık. Bu süreçte kentsel dönüşüm önemli rol oynadı. Mimari üzerinde öncelikli bir dönüşüm gerçekleşti. Kültürel mekanların yaratılması, Medellin çapında bunun gerçekleşmesi önemliydi” dedi.  

“Bir şehirde ücretsiz konsere katılım demokrasiye katkı getirdi”
Bilbao’nun kamusal alanlar, kentsel planlama ve tasarım konusunda radikal bir dönüşüm geçirdiğini aktaran Bilbao Belediye Meclisi Kültür Direktörü Inaki Lopez de Aguileta, “Kültürel etkinlikler için festivallerimiz oldu. Kültürel alanlar bizim gelişimimiz açısından büyük önem arz etmekte. Yüzlerce açık alan etkinlikleri düzenlemekteyiz. Bunlar sosyal bariyerlerin aşılmasına olanak sağlıyor. Bir şehirde ücretsiz olan bir konsere katılım sağlamak demokrasi adına büyük katkı getirdi” diye konuştu.  

“Şehir ekonomileri pandemiden olumsuz etkilenmiştir”
Trablus Belediyesi Meclis Üyesi Khaled Tadmori de “Kültür, şehirler ve yaratıcılık tarihte sosyal ilerlemelerle birlikte olmaktadır. Bu şekilde yaratıcı endüstriler gelişmiştir. Hakkaniyetli ekonomik büyüme, kalkınma uygulamaları özellikle de Birleşmiş Milletler’in (BM) 2030 sürdürülebilir kalkınma hedeflerindendir. Küresel ekonominin yüzde 80’i şehirlerde meydana gelmektedir. Şehir ekonomileri pandemiden olumsuz etkilenmiştir. Beklenen gelirler sağlanmamıştır” dedi. 

“İnsanlar özgür olmalı, kendilerine güvenmeliler”
MEF Üniversitesi Mimarlık Bölüm Başkanı Profesör Dr. Şebnem Yücel şöyle konuştu: “Kamu alanı dediğimiz yer insanların kendilerini özgür hissedecekleri yer olarak görülmeli. Her türlü erişime eşit kavuşacakları bir yer olmalı. Para harcanmadan da bir takım erişimleri sağlamaları önemli. Ekonomiye birazcık bakmamız lazım. Endüstri devrimi sonrasında garanti altına alınan sektörlerin de incelenmesi gerekmekte. Şehir merkezi alanlarının, sosyal alanlarının nasıl geliştiğinin incelenmesi gerekir. Yaratıcı ve kültürel aktörler nasıl insan kavramını etkileşim haline getirecek bir durum bulabilirler? Bu noktada insanlar özgür olmalılar ve kendilerine güvenmeliler. İzmir şehrinde bunun pek çok örneğine sahibiz.” 

Moskova Belediyesi Meclis Üyesi, Baş Arkeolog Leonid Kondrashev ise kazı çalışmalarından görsel örnekler verdiği sunumunda tarihi eserlerin önemine dikkat çekti.
TÜMÜ
Önceki Haber
Sonraki Haber