9. RİSK AZALTILMASI İÇİN ÖNERİLER

9.1. Kentsel Deprem Riskinin Azaltılması

9.1.1. Giriş

9.1.2. Genel Yaklaşım

9.2. Türkiye'de Deprem Afeti Zararlarının Azaltılması Programı

9.3. İzmir'de Deprem Riskinin Azaltımasına Yönelik Öneriler

9.3.1. Genel Kapsamlı Öneriler

9.3.2. Altyapı Ve Şebekelere İlişkin Öneriler

KAYNAKLAR

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İzmir Deprem Senaryosu Ana Sayfasına Geri Dön

 

9. RİSK AZALTILMASI İÇİN ÖNERİLER

9.1 Kentsel Deprem Riskinin Azaltılması

9.1.1 Giriş

Can kayıpları, mal ve altyapıya gelen fiziksel hasar ve ekonomik etkinliklerin kaybı bakımından kentsel deprem afetlerinin bedeli ağır olabilir. Kentsel afetler gelişme hevesini zayıflatır ve özellikle kamu sektörü dışında hasara neden olarak, yeniden toparlanmayı çok güç hale getirir. Mevcut kaynakların gelişmeden ziyade yardım ve onarıma aktarılmasını gerektiren büyük deprem afetleri, gelişmeyi ciddi şekilde baltalar.

Afetler her ülkede tehlikenin düzeyi, coğrafi özellikler ve kaynaklara erişebilirlik gibi ülkeye ve afete özel bir etkenler çeşitlemesinden etkilenir. Gelişmekte olan ülkeler için kaynaklara erişebilirlik, en yaşamsal etken olarak görülür. Gelişmekte olan ülkeler çoğunlukla gelişme programları üzerine yoğunlaştıkları için, afet konuları ve bunlara ilişkin sorunlara oldukça mütevazı bir öncelik verilir. Ayrıca, afetten sonra yardım çalışmaları daha önce hiç olmadığı kadar pahalı bir hale gelmektedir. Bu, afete yatkın ülkelerin ekonomileri üzerinde ağır bir yük oluşturur. Ülkemiz her yıl ulusal bütçesinin ortalama %1.5 kadarını yalnızca bir deprem afeti sonrası konutların yeniden inşasına ayırmaktadır. Gerek 17.8.1999 Kocaeli ve gerekse 12.11.1999 Düzce depremleri nedeni ile 1999-2000 yılları için bu oran’ın %4-5 mertebesini bulması olasıdır.

Yapısal hasargörebilirliğin azaltılması, arazi seçimi ve kullanımına ilişkin yönetmelikler, tasarım ve inşaat yönetmelikleri, insan toplulukların yeniden iskanı ve halk eğitimi-bilinçlendirme programları, deprem riskinin azaltıması husunda geçerli önlemlerdir. Yangın, yer kaymaları ve su baskınları gibi ikincil tehlikeler için de özel önlemler düşünülmelidir.

Yapısal hasargörebilirliği azaltma yöntemleri, mevcut hasargörebilir yapıların depremden önce takviyesini, yeni yapıların tasarım ve inşası ile hasar görmüş yapıların deprem sonrasında onarımı ve takviyesini içerir. Burada yapı terimi, binaları, altyapıyı ve belediye servis şebekelerini kapsayacak şekilde kullanılmaktadır.

Kentsel yerleşmelerin işlevsel özelliklerinin yerel yönetim faaliyetleri ve arazi kullanım planları ve ile araziye özel bina yönetmelikleri gibi yasal düzenlemeler yoluyla değiştirilmesi, deprem kayıplarının azaltılmasında etkili olacaktır.

Mevcut şebekelere (su, atık su, elektrik, telefon ve karayolu sistemleri) ilave edilecek bağımsız ikincil sistemler depremler sırasındaki hasargörebilirliği çok azaltacak ve bu yaşamsal hizmetlerin tümden kesilmesini önleyecektir.

Sağladıkları yararlara oranla maliyeti sıfıra yakın olan bazı basit önlemlerin hemen alınması gerektiğini kabul etmek gerekir. Örneğin, evlerde ve ofislerde mobilya, alet ve elektronik eşyanın (örneğin kişisel bilgisayarların) sabitlenip güvence altına alınması ve sanat galerileri ile müzelerde sergilenen malzemenin kaidelerine güvenli bir şekilde tutturulması, pahalıya mal olacak hasarları son derece ucuza ve etkili bir şekilde önleyebilir.

Afette hafifletici önlemlerin ederini karşılaması için, hükümetin ve/veya yerel yönetimin, diğer seçeneklerin maliyeti ile ilişkili olarak, önlemlerin etkinliğini değerlendirmesi gerekir; çünkü, sağlanacak faydaların belirlenmesi güç olabilir. En düşük maliyet seçeneğinde, herhangi bir kabul edilebilir risk düzeyi dizisine ulaşmak için hafifletici tüm önlemlerin maliyetleri karşılaştırılır ve en düşük maliyetli olan seçilir. Diğer yandan, sabit maliyet seçeneğinde, maliyeti sabit tutulan önlemler arasından en düşük risk düzeylerini sağlayan seçilir.

Hasarı hafifletme çabalarının sonuç vereceğinin düşünülebilmesi için, tüm bu çabaların toplumun her düzeyinde uygun eğitim öğretimle birleşmesi gerektiği belirtilmelidir. Gelişmekte olan ülkelerde kaynaklardaki kısıtlılıkla, afete hazırlık için kapsamlı bir eğitim, afetler kaynaklı can ve mal kayıplarını ve toparlanma aşamasında boşa, geç ve yanlış yönde çabaları önlemek için yaşamsaldır.

9. Bölümün Başına Dön

İzmir Deprem Senaryosu Ana Sayfasına Geri Dön

9.1.2 Genel Yaklasım

Deprem riski (teknik terimlerle, ölümler, yaralanmalar, fiziksel ve sosyo-ekonomik hasar gibi) beklenen deprem kayıplarının olasılığıdır. Endüstri, ticaret ve hizmetlerde aksamalardan kaynaklanan dolaylı hasar da kayıplar arasında düşünülmelidir. Deprem tehlikesi ve hasargörebilirlik, deprem riskinin anahtar unsurlarıdır. Kantsel deprem tehlikesi, yerleşim açısından ya tehlikeli alanlarda inşaat yapmamak ya da oralardan uzaklaşmakla azaltılabilir. Ancak bunların her ikisi de uygulayımsal olmaktan ve gerçekçilikten uzaktır. O halde geriye kalan tek seçenek, can ve mal kayıpları ile sosyo-ekonomik kayıplar bakımından hasargörebilirliğin azaltılmasıdır.

Japonya'daki kentler, deprem riskinin azaltılması açısından için örnek kentler olarak gösterilebilir. Depreme dayanıklı yaşama alanlarının yaratılmasında kentsel politika yönelimlerinin ana unsurları (Nakazawa, 1986) tarafından aşağıdaki şekilde belirlenmiştir.

Bir depremden sonra yangının yayılmasını önlemek için, karayollarını ve dereleri yangın kaçışları olarak kullanarak, kentsel alanları deprem sonrası yangın afetine dayanıklı yaşama bölgelerine bölmek.

Deprem afeti ile savaşımı kolaylaştırmak için, afet önleme önlemlerini ve donanımını artırmak. Afete hazırlık bilincini geliştirmek.

İnsanları deprem afetlerinden korumak için geçici toplanma ve iskan alanlarını belirlemek ve deprem sırasında ayakta kalması gerekli köprüleri inşa etmek.

Binalar için deprem ve yangın yönetmelikleri geliştirmek ve oluşturmak; boşaltma olanaklarını ve acil durum hazırlığını iyileştirmek.

Yakıt (doğal gaz), elektrik, su şebekeleri ve nodal yapılarını depreme dayanıklı yapmak ve bunlara deprem güvenlik gereçleri yerleştirmek.

Konutların içlerinde ve binalardan düşen eşyanın yarattığı tehlikeyi yok etmek.

Geçmiş depremlerde kentsel alanlarda can kayıplarının çoğu, depreme dayanıklılığı yetersiz veya arazi seçimi uygun olmayan binaların çökmesi nedeniyle olmuştur. Artan nüfusu ve yetersiz barınma olanakları bulunan pek çok gelişmekte olan ülkede, bu tip binaların sayısındaki artış, gelecekte depremle ilişkili can kayıplarının ve ekonomik kayıpların ağırlaşmasına yol açmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerin bir çoğu, ulusal gelirlerinin (GNP) yaklaşık %2'sini deprem sonrası yeniden inşaya harcamaktadır (Erdik, 1984) ve, bazı durumlarda, deprem afetlerinin neden olduğu kayıplar, ulusal gelirde herhangi bir artışı tümüyle önlemektedir (Einhaus, 1988). Bu bakımdan, kentsel planlama, altyapı, şebeke sistemleri ve ikincil tehlikelerle ilişkili sorunların üzerinde dikkatle durulması gerekmektedir. Büyükkent yönetimleri tarafından sunulan ve sosyo-ekonomik sistemin işlemesi için yaşamsal olan kentsel hizmetler (temizlik hizmetleri, kamu hizmetleri, sağlık hizmetleri gibi) olabilecek en düşük hasargörebilirlik seviyeleri ile tasarlanmalıdır. Örneğin, bir çok depremlerde (örneğin 1972 Managua, 1999 Düzce) itfaiye merkez istasyonunun çökmesi, yangınla mücadeleyi tehlikeye sokmuş ve 1971 San Fernando, Kaliforniya depreminde olduğu gibi deprem sırasında çok ihtiyaç duyulan ambulanslar, hastanelerin çöken garaj binaları altında kalmıştır. Ulaşım yapıları (otoyollar, demiryolları, liman yapıları, havaalanları, köprüler gibi) kurtarma ve toparlanma çabaları açısından yaşamsaldır. Ulaşım ağlarında yedek hatların mevcudiyeti kentlerde deprem afeti sonrasında acil ulaşımın sağlanması açısından çok önemli olmaktadır. Büyükkent yönetimleri aynı zamanda da kültürel mirası korumaktan sorumlu olmalı ve, anıtların ve müzelerin bakımı ile takviyesi yoluyla, gerekli önlemleri almalıdır.

Değişen derecelerde olmakla birlikte, 1985 Mexico City, 1989 Ermenistan, 1990 Loma Prieta ve 1992 Erzincan ve nihayet 1999 Kocaeli depremleri, halk eğitim programlarının afete hazırlık konusundaki etkililiğine ilişkin bulgular sağlamaktdır. Bu depremlerin hiç birinde yeterli bir halk eğitimi ve yerel yönetimlerin kullanabileceği etkin bir acil hal müdahale planı mevcut değildi. Yetersiz keşif ve hasar tespiti, ulusal ve uluslararası müdahale olanaklarının tümüyle harekete geçirilmesinde ve talep edilmesinde ciddi gecikmeye yol açmiş ve depreme müdahalenin düzensiz yürütüldüğü birkaç gün boyunca, arama ve kurtarma operasyonlarında çok değerli zaman kayıpları yaratmıştır.

Önemli kentsel altyapı, kentsel hizmet yapıları ile hasargörebilir ve tehlikeli binaların deprem öncesi takviyesi, deprem riskinin azaltılmasında alınması gereken önemli fiziksel önlemlerdir. Bu bakımdan, Los Angeles kentinin çalışmaları örnek alınmalıdır. Los Angeles Kent Meclisi büyük bir deprem olması durumunda, 1934 öncesi inşa edilen takviyesiz kargir binaların Los Angeles'da en büyük ölüm ve sakatlanma tehdidini oluşturduğu’nu görmüş ve bu yapıların takviyesini veya yıkılmasını öngören bir yasa (No: 154.807) çıkarmıştır.

Deprem afetleri sosyo-ekonomik sistemin olağan durumunda bir kesinti olarak görülebilir. Bu nedenle, normal zamanlarda yaşamın, doğası gereği, etkin olarak işleyen insanlar, kurumlar ve diğer unsurları afet tarafından yaratılan olağandışılık sırasında her zaman etkin olarak işleyemez. Normale dönme gereksinimi, afet müdahalelerinin (afet yönetimi) afet henüz gerçekleşmeden yapılmasını gerektirir. Böylelikle toplum afetin başlattığı olağandışılıklar sırasında tekrarlayan sorunları azaltmayı ve sonucunda da afetzedelere yaşamlarını normal denilen duruma döndürebilmek için daha etkin bir hizmet sunmayı başarabilir. Bu bağlamda, deprem afet yönetimi, büyük bir deprem sonucunda oluşacak hasarı önceden davranarak planlama ile azaltma süreci demek olur. Deprem afeti yönetimi aşağıdaki hususları içeren birbiri ile uyuşumlu eylemlerden oluşan eksiksiz bir zincirdir: Afet; Müdahale, Yardım, İyileştirme, Yeniden inşa, Risk azaltılması, Afete hazırlık ve (olanaklı ise) Erken uyarı. Deprem afetine hazırlık ve risk azaltımı, deprem afet yönetiminin en önemli etkinliklerinden ikisini oluşturur.

Genel anlamda depreme hazırlık önlemleri şunları kapsar: Acil müdahale ve kurtarma planlarının geliştirilmesi; Deprem tehlike ve risk saptamalarının kullanımı; ve Hasargörebilirlik ve risk bilgilerinin yayılması.

Depremi hafifletici önlemler şunları kapsar: Fiziksel ve toplumsal etkileşim ve kayıp senaryolarının geliştirilmesi; Deprem mikrobölgelemesi ve arazi kullanımı planlarının yapılması; ve Deprem tehlikesi etkisinin depreme uygun tasarım ve inşaat yönetmelikleri yoluyla azaltılması.

Kentsel deprem afetlerinin hafifletilmesi için gerekli planlar, programlar ve etkinlikler deprem öncesi, sırası ve sonrası aşamaları için aşağıdaki gibi sıralanabilir:

(Deprem Öncesi) Hazırlık Planlaması ve Etkinlikleri

Deprem riskine maruz kentsel merkezlerde deprem öncesinde alınması gereken önlemler şunları içerir:

Deprem verisi toplama ve izleme istasyonları ile servislerinin kurulması.

Deprem tehlikesinin saptanması.

Depreme dayanıklı tasarım yönetmeliklerinin ve inşaat standartlarının geliştirilmesi.

Deprem öncesi planlama ve yönetim etkinlikleri ile teknikleri.

Deprem bilinci oluşturulması, kamuyu bilgilendirme, öğretim ve eğitim.

Deprem dayanımı yetersiz önemli bina ve yapılarının takviyesi için yöntem geliştirilmesi.

Yeterli mühendislik hizmeti görmemiş düşük dayanımlı inşaatların onarımı ve takviyesi için uygun tekniklerin geliştirilmesi.

Deprem afetlerinin önlenmesi için program ve teşkilatların oluşturulması veya, varsa, geliştirilmesi.

Tehlikeli madde yönetimi.

Yasal ve düzenleyici önlemler.

Acil müdahale hazırlıkları.

Lojistik destek.

Kaynak yönetimi ve stok oluşturma.

Seyyar komuta ve iletişim merkezleri.

Acil (Afet Sırasında) Planlama ve Etkinlikler

Bir deprem afetinin hemen sonrasında kentsel merkezlerde uygulanması gereken acil durum etkinlikleri şunları içerir:

Acil kurtarma, boşaltma, nakil ve iletişim.

Tehlikeli binaların ve bölgelerin hasar tespiti, istimlaki, yıkımı, sınır tespiti.

Enkaz kaldırma.

Ölülerin çıkartılması ve gömülmesi.

Sağlık, barınma, su, yiyecek ve kamu hizmetlerinin acil olarak sağlanması.

İnsan davranış ve bilgilendirme yönetimi.

Güvenlik.

Fiziksel hasar ve sosyo-ekonomik kayıpların hemen saptanması.

Afet yardımlarının planlanması ve eşgüdümü.

Deprem Sonrası Planlama ve Etkinlikler

Bir deprem afetinden sonra kentsel merkezlerde atılması gereken adımlar şöyledir:

Onarım, takviye ve/veya kamulaştırma kararlarına ilişkin ayrıntılı tespitler.

Sosyo-ekonomik koşulların, kaynakların ve ihtiyaçların saptanması.

Yardım, yeniden yerleşim, iyileştirme ve yeniden gelişme için önlemler ve politikalar.

Devlet ve yerel yönetim hizmetlerinin yeniden kurulması.

Deprem riskinin azaltılması.

Deprem afeti muhasebesi.

İyileştirme ve yeniden inşa yardımının planlanması ve eşgüdümü.

Yeni yerleşimler ve iskan için yer seçimi.

Depreme dayanıklı projelendirme yönetmelikleri ile inşaat standartlarının elden geçirilmesi.

Eğitim ve öğretim programları.

Yeniden yapılaşma.

Herhangi bir deprem afet yönetimi programı açısından kamu bilincinin oluşturulması, bilginin yayımı ve personelin eğitimi, başarının en temel bileşkenini oluşturur (Erdik, 1987). Deprem afetinin hafifletilmesinde halk eğitim programlarında hedef kitle, depremlere maruz kalan toplumun belli kesimleridir. Eğitim, istenen bir bilinç ve deprem afetine hazırlık düzeyini geliştirmek ve korumak için toplumu bilinçlendirme programlarını kapsar. Halk eğitiminde program planlamasında hedef olarak kullanılabilecek çeşitli alanlar arasında şunlar bulunur: deprem tehlikesi bilincini yükseltmek; mümkün olan deprem öncesi hazırlık önlemleri hakkında bilgi vermek; bir deprem sırasında uyumcu davranışlar hakkında bilgi vermek; deprem sonrası uyumcu davranışlar hakkında bilgi vermek; ve bireysel veya kuruluşsal hazırlık planları ve faaliyetlerinin uygulanmasını desteklemek. Psikoloji bakış açısından, depremden önce halkı uygun şekilde davranmaya yönlendirme girişimlerin, reddetme ve sakınma gibi savunma mekanizmalarının (örneğin: deprem olmayacak; olsa bile bireysel faaliyetler etkisiz kalır söylemleri) üstesinden gelinmelidir.

9. Bölümün Başına Dön

İzmir Deprem Senaryosu Ana Sayfasına Geri Dön

9.2 Türkiye'de Deprem Afeti Zararlarının Azaltılması Programı

Türkiye'de afet zararlarinin azaltilmasi programlarının göreli olarak uzun bir tarihsel geçmişi vardır (Ergünay ve Erdik, 1984). İyi belgelenmiş bir tarihsel örnek, 14 Eylül 1509 depreminden sonra İstanbul'da yeniden inşa çabalarına ilişkindir. Depremden sonra Osmanlı yöneticileri acil durum ilan etmiş ve yeniden inşa için her haneden bir erkek işgücü katılımını zorunlu kılmış, imparatorluğun diğer yerlerinden 40,000 yapıcı getirmiş ve etkilenen her haneye para yardımı sağlamış, böylece de İstanbul'un 6 ay içinde baştan başa yeniden inşasını sağlamıştır. Yönetim aynı zamanda da taş kargir inşaatı yasaklamış, yalnızca ahşap inşaata izin vermiştir ki bu, taş kargir yapılarda görülen yüksek hasar ve can kaybından etkilenmiş bir karardır. Daha sonraki yıllarda İstanbul'da birkaç yangın afeti yaşandıktan sonra bu yasak tam tersine döndürülmüştür.

Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra 1940ların başlarına kadar, deprem sonrası yardım Türkiye Kızılay Derneği tarafından, genellikle kısa vadede ilkyardım, barınma ve yiyecek yardımı ve uzun vadede yeniden inşa ve iyileştirme için parasal yardım biçiminde sağlanmıştır. 1939-1944 döneminde yaşanan depremler felaketi dizisi, deprem öncesi ve sonrası önlemlere ilişkin bir yasanın 1944 yılında yürürlüğe girmesini hızlandırmıştır. Bu yasanın gerekleri şöyledir: Tehlikeli bölgelerin saptanması; her bölgede uygun bina türleri, inşa teknikleri ve özelliklerinin belirlenmesi; ilkyardım, kurtarma programlarının hazırlanması ve geçici barınak planlanması; ve yeni yerleşimler için jeolojik etütlerin yapılması. Bu yasa aynı zamanda da kamu binaları inceleme ve, gerekli görüldüğü durumda, takviye veya kamulaştırma için gerekli adımları atma konusunda Bayındırlık Bakanlığı'nı yetkilendirmiştir.

Ulusun hızla gelişmesi ve yüksek kentleşme oranı, 1956 yılında bayındırlık ve kentleşme hususundaki bir yasa ve 1959 yılında da doğal afetlerle ilişkili bir yasa için (Kanun No. 7269-1051: Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun. Kabul Tarihi: 25 Mayıs 1959. Değişiklik 17 Temmuz 1968) zemin hazırlamıştır. Bu ikinci yasa, daha önceki 1944 yasasını gerek tehlikelerin kapsamı gerekse afet yardımı konularında genişletmiştir. Afet sonrası yerleşmeler de dahil olmak üzere, yardım ve iyileştirme için hükümet desteğinin türünü belirler ve bu desteği karşılamak için bir "Afet Fonu" kurar. Bu fon için tahsis edilen kaynaklar şimdilik genel bütçeden ödemeleri, devlet yatırımlarının yıllık karının %3'ünü, deprem sonrası konutların ipotek ödemelerini, ve devlet tekelindeki mallara getirilen vergiyi içermektedir. Bu yasa aynı zamanda bir doğal afet merkez eşgüdüm komitesi’nin oluşturulmasını da hükme bağlar.

Kentsel fiziksel planlama hakkındaki mevzuat, afetin hafifletilmesine ilişkin diğer önemli mevzuattır. Kasım 1985 tarihli İmar Yasası ve ekindeki yönetmelikler, Türkiye'de fiziksel planlama üzerine en önemli mevzuattır. Bu yasa şunları hükme bağlar: (1) Nüfusu 10,000'i geçen tüm yerleşmelerin, özel yönetmelikler ve standartlara göre "Nazım" ve "İmar" planı ölçeklerinde hazırlanacak bir "Kentsel Gelişim Planı" olacaktır; (2) Bu planların baz paftası olan haritalar ve yerleşmelerin fiziksel planları belediyelerce onanacaktır; (3) Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, kamu yapıları, afet yerleşimleri ve toplu konutlar için plan hazırlama ve "Gecekondu Mevzuatı"na uygun olan planları uygulama yetkisine sahiptir; ve (4) Bazı istisnalar dışındaki tüm binalar, belediye makamlarından inşaat ve iskan ruhsatı alacaktır.

Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü her tür afetin azaltılması sorumluluğuna sahiptir. Belediyelerimizde deprem (veya diğer doğal) afet risklerinin azltılmasından sorumlu özel bir organ yoktur. Özel durumlar dışnda, itfaiye müdürlükleri ve diğer ilkyardım, kurtarma ve sağlık ekipleri büyük ölçekli deprem afetleri ile başa çıkacak şekilde donanımlı değildir. Büyük ölçekli afetlerde mevcut afet mevzuatı altında tanımlanmış tüm yetkiye İl Valisi sahiptir.

Her ne kadar doğal afetlere ilişkin yasa 1944'den bu yana bir biçimde yürürlükte ve yaptırımda ise de, kentsel yapılaşmalarda depreme dayanıklılık mevzuat hükümlerinin göz ardı edildiği, Türkiye'deki şiddetli depremlerin her birinden sonra fazlasıyla kanıtlandığı gibi, yaygın olarak gözlenmektedir. Çeşitli nedenlerle (ki bunlar arasında aymazlık, ilgisizlik ve "nasılsa bir şey olmaz" tavrı da vardır) belediyeler ve/veya yerel yönetimler deprem şartnamelerinin uygulanmasında ve inşaatların denetimlerinde ihmalkar davranmışlardır. Depreme dayanıklı tasarım kurallarına sadık kalınması için etkin bir denetim işleyişi kurulmamıştır. Türkiye'de kentsel deprem afetinin azaltılması konusunda, kısa vadeli politik beklentilerden etkilenmeyen, yüksek kalkınma ve kentleşme hızıyla uyumlu, tutarlı ve istikrarlı bir politika izlenememiştir.

Mevcut afet yasası ve mevzuatı her ilin farklı afet senaryoları için kendi afet yönetimi planlarını hazırlayıp Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'na teslim etmelerini hükme bağlar. Gerçekte bu planlar uygun bir şekilde hazırlanmamıştır, hatalı senaryolar üzerine kuruludurlar ve değişen koşulları ve kentlerin büyümesini yansıtacak şekilde güncellenmemektedirler.

Afet acil durumları iyi eğitilmiş, disiplinli ve organize kurtarma ekiplerinin hizmetini gerektirir. Her ne kadar geçmişin deprem afetleri etkin acil kurtarma ve yardım çalışmalarının eğitimsiz personelle yürütülemeyeceğini tekrar tekrar göstermişse de, iyi eğitilmiş uzmanlardan oluşan ve özel teçhizatla donanımlı profesyonel kurtarma ekiplerinin sayısı hala yetersizdir. Gönüllü yardım ekipleri ve sivil savunma personeli uzmanlar tarafından eğitilmedikçe ve onlarla birlikte çalışmadıkça etkin olamazlar.

9. Bölümün Başına Dön

İzmir Deprem Senaryosu Ana Sayfasına Geri Dön

9.3 İzmir'de Deprem Riskinin Azaltımasına Yönelik Öneriler

9.3.1 Genel Kapsamlı Öneriler

İzmir’de meydana gelebilecek deprem zararlarını azaltmanın iki temel şartı; yeni yapılacak yapıların mevcut deprem riskini arttırmamasını sağlamak ve mevcut deprem riskinin azaltılması yönünde tedbirler almaktır. Bu şartlardan birincisinin uygulanması için deprem etkilerini göz önüne alacak şekilde düzenlenmiş kent planlaması ve arazi kullanım düzenlemelerinin yapılması ve tüm yapı, alt yapı ve hizmet şebekelerin depreme dayanıklı bir şekilde projelendirilerek inşası gerekmektedir. İkinci şartın sağlanması için ise deprem direnci zayıf yapı ve şebekelerin takviyesi ve acil hal plan ve programlarının hazırlanarak uygulamaya konması gerekir. Mevcut yapı ve şebekelerin tahkim ve takviyesi hususunda öncelik sosyo-ekonomik yaşamın devamı için deprem akabinde ayakta kalması gerekli haberleşme, ulaşım, asayiş ve sağlık gibi fonksiyonlara verilecektir. Deprem zararlarının azaltılmasında esas unsurları deprem öncesi alınacak tedbirler teşkil edecektir. Halkın deprem tehlikesi ve alınması gerekli tedbirler hususunda bilinçlendirilmesi bu tedbirlerden en önemlisidir.

İzmir’de depremlerde hasargörebilirliğin azaltılması için, aşağıdaki öncelikleri listesi önerilebilir.

  1. Toplumsal bilincin inşası, bilginin yayımı ve kentsel hasargörebilirliği azaltmayı hedefleyen önlemler için halkın eğitimi.
  2. Büyükşehir Belediyesi bünyesinde deprem riskinin azaltılması hususunda koordinasyon görevi yapacak bir birimin oluşturulması.
  3. Emniyet, itfaiye, hastane ve hükümet binaları gibi önemli yapıların deprem dayanımlarının bu proje kapsamında özel olarak incelenmeleri mümkün olmamıştır. Ancak, bu tip deprem sonrası ayakta kalması gerekli yapıların bir an evvel incelenerek gerekli görülen durumlerda takviye edilmeleri gereklidir.
  4. Bina tasarım ve inşa sürecinin denetimi ve düzenlenmesi için kurumsal bir tabanın ve işleyişin geliştirilmesi.
  5. Arazi kullanımı planlaması mevzuatının kentsel hasargörebilirliği azaltmaya katkıda bulunan önlemleri bir öncelik olarak ele alacak şekilde geliştirilmesi veya değiştirilmesi ile etkin bir yaptırım işleyişinin geliştirilmesi.
  6. Çevresel bozulmayı önleyecek önlemlerin ve yaptırımlarının geliştirilmesi ve kurumlaştırılması.
  7. Sosyo-ekonomik sistemin işleyişi için yaşamsal olan kentsel servislerin (temizlik hizmetleri, kamu hizmetleri ve sağlık hizmetleri gibi) depreme karşı takviyesi ve yedeklenmesi.
  8. Evlerde ve ofislerdeki eşyalarla mobilyaları depremlerin etkilerinden korumak için basit önlemlerin alınması ve düşen eşyalardan kaynaklanan riskin azaltılması.
  9. Müzelerde sergilenen eserlerin depremden korunması ile ilgili önlemler.
  10. Anıtların ve müzelerin depreme karşı takviyesi yoluyla kültürel mirasın korunması.
  11. Kentsel hizmet yapılarının depreme karşı takviyesi.
  12. Yeterli mühendislik hizmeti görmemiş düşük dayanımlı yapıların onarımı ve takviyesi için uygun tekniklerin ve uygulanmasına yönelik sosyo-ekenomik teşviklerin geliştirilmesi.

Deprem riskinin azaltılması stratejilerinin etkin yönetim araçları: Yasal (mevzuat ve yönetmelikler), Ekonomik (para yardımları ve yatırımlar) ve Eğitim dir. Bu araçların kullanımında örgütsel ve kurumsal güç yaşamsaldır.

Kentsel bağlamda deprem afeti riskini azaltma stratejilerinin etkin uygulaması için aşağıdaki genel koşullar yerine getirilmelidir:

Deprem riskinin azaltılmasına ilişkin ulusal politikalarla eşgüdüm ve uyum içinde, şeffaf ve öncelikleri belirlenmiş bir kentsel deprem riski azaltma politikası.

Gerekli önlemlerin doğru belirlenmesi için dperem tehlike ve hasargörebilirliğin etkin ve sürekli saptanması.

Diğer belediye ve hükümet organlarıyla eşgüdüm içinde çalışan uygun bir kurumsal yapı. Bu kurumsal yapı yerel yönetimlerdeki değişikliklerle değişmemelidir.

Deprem riskinin azaltılmasının kentsel gelişmenin ayrılmaz bir parçası ve yerel yönetimin en üst düzeylerinden en küçük aileye kadar her kesimin sorumluluğu olduğu hususunun genel kabul görmesi.

Çeşitli hedef izleyiciler için hazırlanmış, mümkün olan tüm ortamları kullanan, iyi örgütlenmiş ve sürekli toplumu bilinçlendirme, eğitim ve öğretim programlarının mecudiyeti.

9. Bölümün Başına Dön

İzmir Deprem Senaryosu Ana Sayfasına Geri Dön

9.3.2 Altyapı Ve Şebekelere İlişkin Öneriler

Bu bölümde İzmir'de büyük bir depremde meydana gelebilecek altyapı ve şebeke hasarları ve bunların ikincil etkileri göz önüne alınarak belirlenmiş öneriler yer verilecektir.

Otoyol Köprü ve Viyadükleri

İzmirde, ana arterler üzerinde yer alan otoyol köprülerinin, kavşakların ve viyadüklerin %80 ninde ATC-25 ölçeğine göre, sırasıyla hasar oranları %2 ve %8 olmaktadır. GIS yöntemine göre D300 otoyolu üzerinde yeralan İstihkam 1-2, İkiztepe BS2.1-2, Osman Kibar, Sanayi II ve Doğanlar Köprüleri Ağır Hasar olarak değerlendirilmişlerdir. Aynı otoyol üzerinde yeralan Şehitlik,Garaj ve Egemak Köprüleri ile Liman Viyadüğü, ATC 25 yöntemine göre hasar oranları %8 üst Sınır değerini almaktadır. Ayrıca İstihkam,Şehitlik,Eşref Bitlis ,İkiztepe,Bozyaka ve Kızılçulu Viyadükleri ile D300 yolu faylanma ve sıvılaşma nedeniyle hasar görebilir. Bu değerlendirmelerin ışığında D300 otoylunun senaryo depreminden oldukça fazla etkileceği, hatta İzmir –Çeşme hattı kullanılamaz hale geleceği söylenebilir.D550 otoyol güzergahında yer alan köprüler , GIS yöntemine göre genellikle Orta ve Az Hasar sınıfına girmekte olup, ATC 25 Yöntemine göre hasar oranları %8 üst sınır değerini almaktadır.Ayrıca bu güzergah üzerinde yer alan Naldöken ve Zafer Payzın Viyadükleri ile Turan ve Egemak Köprüleri yüksek sıvılaşma ihtimali olan bölgelerde yer almakta olup, sıvılaşma etkisi ile hasar görüp kullanılamaz hale gelebilir.

Otoyollar

Faylanma ve sıvılaşma dışında otoyolların depremden doğrudan etkilenmeleri çok az olacaktır. Faylanma nedeniyle D300 otoyolunun İzmir Körfezinin güneyinde kalan kısmı tamamen kapanabilir.Ayrıca sıvılaşma nedeniyle D550 otolunun Karşıyaka’da kalan bölümü ile kısmen güneydeki kesimleri hasar görebilir .

Demiryolu Köprüleri

ATC 25 ve HAZUS yöntemlerine itibar edilirse, demiryolu köprülerinin oldukca az hasar göreceği ve kısa zamanda tamir edilerek kullanıma açılabileceği söylenebilir. Ancak yüksek sıvılaşma bölgesinde yer alan köprü mesnetlerinde sıvılaşma nedeniyle oluşabilecek deformasyonlar nedeniyle bu bölgede yer alan köprüler ulaşıma kapanabilir.

Demiryolu Ray Güzergahları

Faylanma etkisi ile vagonlar ve raylar Buca çevresinde hasar görebilir. Vasıta Altgeçit Köprüsünden Mandaçayı köprüsüne kadar uzanan ray güzergahında raylarda çok hafif ve kısa zamanda tamir edilebilir hasar husule gelebilir .Güzergahın metropolitan alanı içinde kalan geri kalan kısmındaki raylarda ise ihtimali azalmaktadır. Ancak Yeşildere Köprüsünden başlayarak körfezi dolaştıktan sonra Çiğli Deresi Köprüsüne kadar uzanan güzergah üzerindeki raylar yüksek sıvılaşma ihtimali olan bölgelerde yer aldığından, sıvılaşma nedeniyle hasar görebilir ve ulaşıma kapanabilir.

Metro Köprüleri

Metro köprülerinin olası bir senaryo depremi altında oldukca güvenli olduğu ve depremi hasarsız , en fazla çok hafif hasarla atlatabilecekleri söylenebilir. Ancak,Hilal ve Stadyum viyadüklerinde faylanma ve sıvılaşmadan dolayı hasar meydana gelebilir.

Metro Tünelleri

Tüneller yer ivmesinden çok az etkilenir.Ancak toprak kaymaları ve faylanmalar ve sıvılaşma deprem hasarı açısından tüneller için daha etkili olmaktadır.Aç-kapa istasyonların duvar, çatı ve kolonlarında hafif hasar beklenmelidir.

Metro Ray Güzergahı

Metro ray güzergahının hemen hemen tamamı MSK IX Şiddet bölgesinde yer aldığından raylarda kısa zamanda tamir edilebilecek hafif hasar olması beklenebilir.Ayrıca Hilal Viyadüklerinden kuzeye doğru yer alan güzergahta sıvılaşma hasara neden olabilir.

Havalanları

İzmirde tek sivil havalanı, İzmirin güneyinde yer alan Adnan Menderes havalanıdır. Kuzey’de yer alan Çiğli havalanı ise bir askeri havalanıdır. Terminal binaları,hangarlar, depolar, kontrol kuleleri yapısal hasar görebilirler. Ayrıca bu yapılardaki mekanik, elektrik ve elektronik aksam hasar görebilir. Uçuş pisti ve uçak park alanları daha çok sıvılaşma ve zemindeki oturmalardan etkilenir. Çiğli Askeri hava alanı yüksek sıvılaşma bölgesinde yer aldığından sıvılaşamadan fazlaca etkileneceği söylenebilir. Adnan Menderes hava alanında ise sıvılaşma etkisi beklenmemektedir.Eğer uçuş pistlerinde hasar yoksa, terminal binası, kontrol kulesi vs. yapılardaki yapısal veya yapısal olmayan hasarlara rağmen , acil durumlarda hava alanının işlevini devam ettirebilir.

Limanlar

Alsancak Limanın İzmir körfezinin en büyük limanıdır. Bundan başka Karşıyaka, Alsancak ve Konak’ta daha küçük üç adet liman mevcuttur. Bütün liman,iskele ve dalgakıranların zemin sıvılaşması, zemin oturması ve yayılması nedeniyle çeşitli derecelerde hasar göreceği söylenebilir.

Haberleşme Sistemleri

İzmir Telekom’dan alınan bilgilere göre, senaryo alanı dahilinde 60 adet Merkez postanesi ve 16 adet kule yer almaktadır . Binaların deprem yönetmeliğine göre yapıldığı ve az hasar göreceği farzedilse bile, içlerindeki ankırajsız ekipmanın devrilmesi nedeniyle sistem kullanılamaz hale gelebilir ve depremden sonra telefon kesintisi kaçınılmazdır.

Elektrik Üretim ve Dağıtım Sistemleri

İzmir’deki alt istasyonlar 154 kV ve 380 kV 2luk alt istasyonlardır.Bu Voltajlar daha sonra şehir içindeki transformatörlerle 34.5kV,15kV ve 10.5kV ‘ta düşürülür. Envanter verilerine göre 19 dağıtım alt istasyonu ve 29 yeraltı/yer üstü nakil hattı mevcuttur. İzmir fayı üzerinde yer alan altistasyonlar ve elektrik direkleri faylanmanın etkisi ile yapısal hasara uğrayabilir. Transformatörler hasar görebilir, bu da uzun süreli elektrik kesintilerine sebep olabilir.Ayrıca yüksek sıvılaşma bölgelerinde yer alan trafo merkezlerinde, elektrik direklerinde ve dağıtım şebekesinde sıvılaşma etkisi ile çeşitli hasarlar meydana gelebilir .Elekrik üretim ve dağıtım sistemindeki herhangi bir hasar, elektriğe bağımlı haberleşme, içmesuyu, atıksu arıtma tesisleri gibi sistemleri doğrudan doğruya etkiler.

İçmesuyu

İzmir’de iki kuyu, 65 pompa istasyonu ve su deposu mevcuttur. İzmir’in suyu Tahtalı, Balçova ve Güzelhisar Barajları ile Sarnıç, Haklakapınar, Çavuşköy, Menemen, Göksu, Sarıkız, Karasülük ve Çamaltı kuyularından temin edilir.Yeraltı ve yüzey suları borular,ve su kanalları vasıtasıyla depolara ve pompa istasyonlarına taşınır.İzmirde içme suyu sistemine ait bu yapılar, deprem şiddetinin en yüksek olduğu bölgelerde yer almaktadır. Su depolarına ait borularda kırılma, birleşimde ayrılma ve burkulma hasarları beklenmelidir. Ayrıca körfezin güneyinden başlayarak , körfezi dolaştıktan sonra Çiğli’ye doğru uzanan kesimde yer alan ana boru hatları yüksek ve orta derecede sıvılaşma etkisine maruzdur.Dolayısıyla bu bölgelerde ana boru hatlarında sıvılaşma hasarları beklenmelidir.

Barajlar

Toprak dolgu barajlar veya rezevuarlar mühendislik yapıları olmaları ve deprem hesabını içermeleri nedeniyle, geçmiş depremlerde oldukça iyi performans göstermişlerdir.İzmir’ ve civarında yer alan Tahtalı, Balçova, Bostanlı,, Alionbaşı Barajlarının, senaryo depreminde çok hafif zararsız hasargörebileceği, yıkılmadan fonksiyonlarını devam ettireceklerini söylenebilir.

Atıksu

Atıksu sisteminde, faylanma ve sıvılma potansiyeli olan bölgelerdeki yeraltı boruları depremden en çok etkilenir. İzmir’de iki adet Atıksu Arıtma Tesisi, sekiz Pompa İstasyonu,bir Ana Kollektör, ve körfezin değişik kesimlerine yayılmış çok sayıda Tali Kollektör mevcuttur.Senaryo depremi etkisi ile ve elektrik kesintisinden dolayı sistemin hasar göreceği beklenmelidir. Ana kollektörlerde Km başına 24 kırık beklenmelidir. Geri kalan kollektörlerde ise yer sarsıntısından ve faylanmadan dolayı kırıklar beklenmelidir. Ayrıca körfezin güneyinden başlayarak , körfezi dolaştıktan sonra Çiğli’ye doğru uzanan kesimde yer alan ana ana toplayıcılar yüksek ve orta derecede sıvılaşma etkisine maruzdur.Dolayısıyla bu bölgelerde ana toplayıcılarda sıvılaşma hasarları beklenmelidir.

Atıksu Arıtma Tesislerinin, her ikisinin de deprem hareketi ve bilhassa sıvılaşma’ dan etkilenebileceği ve çeşitli derecelerde hasar görebileceği söylenebilir.

Benzin İstasyonları

Benzin İstasyonları genellikle tek katlı servis binaları, pompalar ve üstü koruyucu çelik sundurma ve yere gömülü benzin depolarından oluşur. Depremde bütün elektrik kesintisinden dolayı pompalar işgöremez hale gelebilir. Servis binasindaki veya sundurmalarda hasar benzin dağıtımını engellemez. Benzin istasyonlarının üzerinde bulunduğu yolların deprem hasarı nedeniyle ulaşıma kapalı olması, o istasyonların kullanım dışı kalmasına neden olabilir.

Öneriler

  1. D300 ve D550 otoyollarının hem yol güzergahındaki hasarlar hem de üzerlerindeki köprü ve viyadüklerdeki hasarlar nedeniyle depremde kullanılamaz hale gelebileceği göz önünde bulundurulmalı ve alternatif güzergahlar için önceden çalışmalar yapılmalıdır.
  2. Hasar görme ihtimali olan her türlü (otoyol, demiryolu,ve metro) köprü ve viyadükler, daha detaylı analiz edilmeli ve gerekli görülenler öncelikle güçlendirilmelidir.
  3. Elektrik Üretim ve dağıtım Sistemindeki en çok hasar görebilecek bileşenler alt istasyonlar ve bu alt istasyonlarda yer alan devre kesiciler, emniyet şalterleri, transformatörler, porselen insülatörler ve kontrol ekipmanlarıdır. Hasar genellikle ankırajsız veya usulune göre ankıre edilmemiş elektrik ekipmanlarında yoğunlaşır. Porselen insülatörlerin kırılması veya devrilmesi de oldukça yaygındır. Bütün ankırajsız elemanlar usulüne göre ankırajlanıp sabitlenmelidir.
  4. Haberleşme santral binalarında yer alan santral ekipmanları sağlam ve devrilmeyecek şekilde duvarlara tespit edilmelidir.
  5. Bütün Kuyular ve Pompa İstasyonları elektrikle işlediğinden, deprem sonrası elektrik kesintisinden doğrudan etkilenir ve iş göremez hale gelir. Dolayısıyla buralarda acil durumlarda kullanılmak üzere portatif jeneratörler bulundurulmalıdır.
  6. İçmesuyu ve Atıksu sisteminde yer alan borular, ana toplayıcılar ve bütün bağlantı detayları deprem hasarı açısından yeniden gözden geçirilmeli ve gereken önlemler alınmalıdır.
  7. İçmesuyu ve Atıksu sistemlerine ait pompa istasyonlarındaki ankırajsız ekipmanlar usulüne göre ankıre edilmelidir.

Deprem öncesi gerçekleştirilmesi gereken bütün iyileştirici önlemler ulaşım ve enerji sistemleri öncelikli olmak suretiyle bütçe imkanlarının elverdiği şekilde senelere yayılarak behemehal gerçekleştirilmelidir.

9. Bölümün Başına Dön

İzmir Deprem Senaryosu Ana Sayfasına Geri Dön

 

KAYNAKLAR

Coburn,A. and R.Spence (1992), Earthquake Protection, Wiley, s. 355.

Einhaus, H. (1988), Emergency Planning and Management for Disaster Mitigation, Regional

Erdik, M. (1987), Training and Education for Disaster Preparedness, Regional Development Dialogue, v.9, No.1, s..36-48, United Nations Center for Regional Development, Nagoya, Japan.

Ergünay, O. and M. Erdik (1984), Disaster Mitigation Program in Turkey, Proc. lnternational Conference on Disaster Mitigation Program Implementation, Ocho Rios, Jamaica, Nov. 12-16, 1984.

9. Bölümün Başına Dön

İzmir Deprem Senaryosu Ana Sayfasına Geri Dön