8. SOSYO-EKONOMİK KAYIPLAR

8.1. Fiziksel Kayıplar

8.2. Sosyal Zarargörebilirlikler: Yaralanmalar ve Can Kayıpları

8.3. Birincil Fiziksel ve İkincil Ekonomik Kayıplar

KAYNAKLAR

ŞEKİLLERİN LİSTESİ

TABLOLARIN LİSTESİ

 

 

 

 

 

 

 

İzmir Deprem Senaryosu Ana Sayfasına Geri Dön

 

8. SOSYO-EKONOMİK KAYIPLAR

8.1 Fiziksel Kayıplar

İzmir'de büyük bir depremde oluşabilecek fiziksel kayıplar esas itibariyle binalardan ve alt-yapıdan kaynaklanacaktır. Bu hususlardaki temel değerlendirmeler Bölüm 6 ve 7’de verilmiştir.

İzmir'de halen yaygın olarak kullanılan ve gelecekte de yoğun bir şekilde kullanılması beklenen yapı tipi çok katlı betonarme binadır. Bu tip yapıların ülkemizde gözlenen deprem performansları kalkınmış ülkelerde gözlenenlerin çok altında kalmaktadır. Bu oran 1995 Hanshin (Japonya) depreminde gözlenmiş olanların yaklaşık 4 katı, 1995 Northridge (ABD) depreminde gözlenenlerin ise yaklaşık 12 katıdır. Ülkemizde meydana gelen 1992 Erzincan depreminde ve diğer benzer nitelikli ülkemiz ve ülkemiz dışı kentsel depremlerde yapılan gözlemlerden elde ettiğimiz betonarme binalarla ilgili şiddet bazlı hasar görebilirlik ilişkileri Şekil 8.1.1'de sunulmuştur. Bu hasargörebilirlikler İstanbul için geliştirilmiş olan deprem senaryoları ön-çalışmalarında kullanılmıştır (World Bank, 1995). 1999 Kocaeli depreminden sonra bölgede yapılan gözlemlerden elde edilen hasargörebilirlik ilişkiler (RMS Firması tarafından sağlanmıştır) Şekil 8.1.2'de sunulmuştur. Her iki ilişki tamamen birbiri ile uyum içindedir. Bu hasargörebilirlik ilişkilerinde kullanılan hasar derecesi tanımlarında: D1 (Hafif), D2 (Orta), D3 (Ağır), D4 (Kısmi Yıkık) ve D5 (Yıkık) hasar sınıflarına tekabül etmektedir. Şekil 4.2.5'te sunulmuş ve İzmir'de senaryo depreminde beklenen zemin-bağımlı MSK Şiddeti dağılımını gösteren harita veya ihtimal hesaplarına (50 yılda %10 aşılma olasılığı) dayalı olarak elde edilmiş zemin-bağımlı MSK Şiddeti dağılımı haritası (Şekil 4.7.1b) sunulmuş olan hasargörebilirlilik ilişkisi (Şekil 8.1.1) ile birlikte değerlendirilerek İzmir'de beklenen ortalama betonarme bina hasarı tahminleri elde edilebilir. Bu değerlendirme bina hasarları hakkında çok genel bir fikir sahibi olmak isteyen okuyuculara bırakılmıştır. Yapılacak değerlendirmede tüm betonarme binaların tek gurup altında değerlendirildiği ve binalara gelen etkinin "Şiddet" gibi tanımsal ölçütlerle belirlenmiş olduğu hususuna dikkat edilmelidir. Yapılacak bu gibi genel değerlendirmelerin çok büyük hata payları içerdiğine ve gerçek sonuçların beklenenden daha fazla veya daha az olabileceğine ayrıca dikkat edilmelidir.

Bu rapor kapsamında bina hasarları en gelişmiş yaklaşımlarla ayrıntılı olarak değerlendirilmiş ve elde edilen neticeler Bölüm 7'de sunulmuştur.

8. Bölümün Başına Dön

İzmir Deprem Senaryosu Ana Sayfasına Geri Dön

8.2 Sosyal Zarargörebilirlikler: Yaralanmalar ve Can Kayıpları

Kapsamlı bir deprem riski analizi açısından fiziksel zarar görebilirlik oranlarının yanısıra, kentsel nüfusa ilişkin sosyal zarar görme olasılıklarının da belirlenmesi gerekir.

Depremler sırasındaki can kayıpları daha çok yapıların yıkılmasından ve ikinci derecede de depremlerin yol açtığı ikincil afetlerden kaynaklanmaktadır.

Ölen kişi sayısının yıkılan bina sayısına oranına can kaybı oranı denilmektedir. Belli bir yapı tipi için, yıkılan yapı başına can kaybı oranı:

Deprem sırasında binada bulunan nüfus,

Bina hasar tipi,

ve Kurtarma ve ilk yardım hizmetlerinin düzeyi

ile ilişkili çeşitli faktörlerin kombinasyonu ile bulunabilir.

Ambraseys ve Jackson (1981) Türkiye ve Yunanistan ile ilgili verilere dayanarak, 5 den büyük magnitüdlü (M ³ 5) depremlerde yıkılan her 100 konut başına ölen kişi sayısına ilişkin aşağıdaki istatistikleri vermektedir: Moloz taş yığma konutlar = 17; Kerpiç konutlar = 11; Yığma Kargir ve takviyeli kerpiç konutlar = 2; Ahşap ve tuğla konutlar = 1.

Ohta (1983) yıkılan her 100 kırsal konut için can kaybı oranlarını aşağıdaki şekilde vermektedir:

Tablo.8.2.1. Can Kaybı Oranı (yıkık her 100 yapı için ölü sayısı)

Bina Tipi
MSK Şiddeti
VII
VIII
IX
Kerpiç ve/veya Moloz Taş Bina
0-3
3-8
8-13
Ahşap Karkas (hımış)
2-4
4-8

1992 Erzincan depreminden elde edilen veriler yıkık veya ağır hasarlı betonarme bina başına 1 ölü ve 3 hastanede tedavi edilen yaralı olduğunu göstermektedir (Erdik, 1994). Benzer istatistikler 1999 Kocaeli depremi için de geçerlidir. Bu depremde yaklaşık 20,000 adet betonarme bina ağır hasarlı veya toplam yıkım derecesinde hasar görmüştür. Toplam ölü sayısı 19,000 civarındadır. Ölüm ve hastahanede tedavisi gereken yaralı sayısı arasındaki oran 1:2.5 şeklinde oluşmuştur.

RGELFE (1992) kentsel deprem can kaybı oranlarının VI, VII, VIII ve IX şiddetindeki depremler için sırasıyla % 0.0014, % 0. 031, % 0.48 ve % 6.8 olarak vermektedir. VIII şiddetindeki deprem için verilen ölüm oranı 1992 Erzincan depremi (ortalama şiddet VIII, etklenen nüfus 90,000) verilerine denk düşmektedir. 1999 Kocaeli depreminde ortalama şiddet IX olmuştur. Bu depremde etkilenen nüfusu evsiz kalan nüfusa (600,000) eşit olarak alırsak ölüm oranı yaklaşık %3.3 seviyesindedir.

ATC- 13 (1985)’de verilen istatistklere göre kentsel depremlerde ciddi yaralanmalar (hastanede tedavi gerektiren) ölüm oranlarının 4 katı, hafif yaralanmalar ise ölüm oranının 30 katıdır.

HAZUS (1997) metodolojisinde kullanılan yöntem bina hasarı ile ölüm ve yaralanmalar arasında doğrudan ilişki kurmaktadır. Yapısal hasarın az olduğu yerlerde yaralanmalar daha çok yapısal olmayan hasardan kaynaklanmakta, yapısal hasarın ağır olduğu yerlerde ise çok sayıda ölüm meydana gelmesi olasılığı bulunmaktadır. Ancak depremlerdeki ölüm ve yaralanmalarla ilgili istatistiki bilgilerde ölümlerin ne tip binalarda ve ne tip yıkılmalardan kaynaklandığına dair hususlar yer almadığı için metodolojide kullanılan yaralanma oranlarının yaklaşık olduğu hususuna dikkat edilmelidir.

HAZUS (1997) metodolojisinde yaralanmalar dört ana gurup altında değerlendirilmektedir.

Yaralanma Derecesi Tanım

1.Derece Ayakta tedavi gerekir

2. Derece Hastahanede kısa süreli tedavi gerekir

3. Derece Ciddi, uzun süreli hastahane tedavisi gerekir

3. Drece Ölümle sonuçlanan yaralanma

HAZUS (1997 ) metodolojisi kapsamında herbir yaralanma derecesine tekabül eden bina sakinlerinin yaralanma oranları binaların hasar derecelerine göre değişik bina tipleri için sunulmaktadır. Bu oranlar değişik betonarme bina tiplerine göre bir değişiklik göstermemektedir. Ancak yığma binalardaki oranlar betonarme binalardan daha fazla olarak verilmiştir.

Tablo.8.2.2. Betonarme Binalar İçin Yaralanma Oranları (HAZUS, 1997).

Yaralanma Derecesi
Betonarme Binalar İçin Yaralanma Oranları (%)
Hafif Hasar
Orta Hasar
Ağır Hasar
Çok Ağır Hasar
1. Derece
0.05
0.2
1
5-50
2. Derece
0.005
0.02
0.1
1-10
3. Derece
0
0
0.001
0.01-2
4. Derece
0
0
0.001
0.01-2

Tablo.8.2.3. Yığma Binalar İçin Yaralanma Oranları (HAZUS, 1997).

Yaralanma Derecesi
Yığma Binalar İçin Yaralanma Oranları (%)
Hafif Hasar
Orta Hasar
Ağır Hasar
Çok Ağır Hasar
1. Derece
0.05
0.4
2
10-50
2. Derece
0.005
0.04
0.2
2-10
3. Derece
0
0
0.002
0.02-2
4. Derece
0
0
0.002
0.02-2

Bu tablolarda verilen oranlar deprem anında binada bulunan insan sayısı ile çarpılacaktır. Çok ağır hasar tanımı altında verlen oranlardaki fark binanın yıkılma şekli ile ilgilidir. Bu hanedeki birinci oran tamamen yıkılmayan (göçmeyen) binalarla ilişkindir. İkinci oran ise tamamen yıkılan (göçen) binalardaki yaralanma oranlarını vermektedir. Bir depremdeki toplam ölü sayısını tamamen yıkılan (göçen) binalar belirlemektedir. Toplam ölü sayısı bu tip hasar gören binalardaki nüfusun %2’si ne eşit olmaktadır.

Ancak Türkiye’de meydana gelen kentsel depremlerden ve özellikle 1999 Kocaeli Depremi’nde yaptığımız gözlemler neticesinde çok katlı betonarme binalarda ağır hasar ve/veya yıkım neticesinde meydana gelen ölüm oranlarının HAZUS (1997)’de verilenlerden yaklaşık beş katı olduğu ortaya çıkmaktadır. Ülkemizdeki bu özel durum göz önüne alınarak hazırlanmış olan betonarme ve yığma binalar için yaralanma oranları matrisi aşağıda sunulmuştur. Bu matrisin halen mevcut bilgi birikimi ve gözlemlerimizi yansıttığına ancak büyük hata payları içerebileceğine dikkat edilmelidir.

Tablo.8.2.4. Betonarme Binalar İçin Kullanılan Yaralanma Oranları.

Yaralanma Derecesi
Betonarme Binalar İçin Yaralanma Oranları (%)
Hafif Hasar
Orta Hasar
Ağır Hasar
Çok Ağır Hasar
1. Derece
0.05
0.2
1
10-50
2. Derece
0.005
0.02
0.5
8-15
3. Derece
0
0
0.01
4-10
4. Derece
0
0
0.01
4-10

Tablo.8.2.5. Yığma Binalar İçin Kullanılan Yaralanma Oranları.

Yaralanma Derecesi
Yığma Binalar İçin Yaralanma Oranları (%)
Hafif Hasar
Orta Hasar
Ağır Hasar
Çok Ağır Hasar
1. Derece
0.05
0.4
2
10-50
2. Derece
0.005
0.05
0.5
8-15
3. Derece
0
0
0.002
5-10
4. Derece
0
0
0.002
5-10

Depremlerle ilgili daha önceki deneyimler, tek- ebeveynli aileler, kadın, özürlü kişiler, çocuklar ve yaşlıların depremden zarar görme olasılığının en fazla olduğunu göstermektedir.

Tablo 8.2.4 ve 8.2.5’teki yaralanma oranlarına göre hazırlanmış ve her bir yaralanma derecesi için kayıpları gösteren bilgiler Şekil 8.2.1, 8.2.2, 8.2.3, 8.2.4’te verilmiştir.

8. Bölümün Başına Dön

İzmir Deprem Senaryosu Ana Sayfasına Geri Dön

8.3 Birincil Fiziksel ve İkincil Ekonomik Kayıplar

Tablo 7.5.1’deki değerler kullanılarak, İzmir’de hasar görmesi beklenen betonarme ve yığma binalarla ilgili olası mali kayıplar Şekil.8.3.1’de US$ cinsinden sunulmuştur.

Depremlerde meydana gelen ikincil afetlerin en önemileri yangın ve tehlikeli madde sızıntılarıdır. İkıncik fiziksel kayıplardan alt-yapı ve servis şebekeleri ile ilgili olanları kısmen Bölüm 6'da kapsanmıştır. İzmir'de kamu kullanımı amaçlı doğal gaz şebekesi olmadığı için, deprem sonrası yangınlar bu çalışmada öngörülen kapsam altında bir incelemeye tabi tutulmamıştır. Ülkemizdeki yapı stoğunun niteliği kentsel depremler sonrasında sadece yerel yangınlara yol açmakadır ve bunlarala ilgili herhangi bir istatistik mevcut değildir. Sanayi kökenli yangınlar ise deprem senaryolarında kullanılan genel yaklaşım ve varsayımların dışında ancak kuruluşa-özel ayrıntılı etüdlerle incelenebilir.

Yer sarsıntısı ve ikincil afetler nedeniyle ortaya çıkan fiziksel doğrudan hasar ve can kayıplarının yanısıra, dolaylı ekonomik kayıplar toplam deprem kayıpları içinde önemli bir yer tutar.

Dolaylı ekonomik kayıplar hasar gören tesislerin sağladığı hizmetlerin kesintiye uğramasından kaynaklanır ve şunları içerir:

Hasar gören yapılarda bulunan firmaların üretim ve/ veya satış kayıpları;

Hasar gören diğer tesisler nedeniyle firmaların kendileri için gerekli malları sağlayamamaları nedeniyle ortaya çıkan üretim ve/veya satış kayıpları;

Hasar gören altyapı ve hizmetler nedeniyle firmaların üretim ve/veya satış kayıpları;

Vergi ödemeleri ve artan işsizlik tazminatları nedeniyle uğranılan kayıplar.

1983 Erzurum depremi 3200 konutun yıkılmasına ve 1155 kişinin ölümüne neden olmuştur. Sadece yeniden yapılanma açısından bu depremin devlete maliyeti 64 milyon A.B.D. doları olmuştur. Bu rakam 1983 yılı GSMH’nın % 0.2’sini ve aynı yıldaki yatırım programının % 2’sini oluşturmaktaydı. Ortalama olarak 1965 yılından bu yana, Türk hükümetleri deprem sonrası